IGS Türkiye Başkanı Prof. Dr. Hakkı Özhan ileİstanbul Sektörün öne çıkan başlıklarını konuştuk.

Prof. Dr. Hakkı Özhan
IGS Türkiye Başkanı

Altyapıdan çevre uygulamalarına kadar geniş bir yelpazede kritik çözümler sunan Geosentetikler, inşaat mühendisliği projelerinde her geçen gün daha fazla kullanılmaya başladı Bu alandaki gelişmeleri yakından takip eden ve sektörün ilerlemesine katkı sağlayan Uluslararası Geosentetikler Derneği (IGS) Türkiye Şubesi, çalışmalarını akademi, kamu ve özel sektör iş birliğiyle sürdürüyor. Biz de IGS Türkiye Şubesi Başkanı Prof. Dr. Hakkı Özhan ile geosentetiklerin bugünkü durumunu, geleceğini, genç mühendisler için sunduğu fırsatları ve bu yıl gerçekleştirilen Onuncu Ulusal Geosentetikler Konferansı’nın (G10) öne çıkan başlıklarını konuştuk.

1. Uluslararası Geosentetikler Derneği (IGS) Türkiye Şubesi olarak şu anda öncelikli gündeminizde hangi konular var?

Uluslararası Geosentetikler Derneği (IGS) Türkiye Şubesi olarak en son 29-30 Mayıs tarihlerinde Onuncu Ulusal Geosentetikler Konferansı’nı düzenledik. Bu konferansta geosentetikler ile ilgilenen akademisyen, üretici, uygulayıcı ve öğrencileri bir araya getirdik. Bu sayede geosentetikler ile çalışan ve geosentetiklere ilgi duyan farklı paydaşların etkileşiminin ne denli önemli olduğunu görmüş olduk. Bu etkileşimi canlı tutmak adına öncelikli gündemimizde geosentetik kullanımında yenilikçi çözümler ile ilgili bir webinar düzenlemek, üniversitelerde geosentetiklerin doğru ve etkin anlatımının sağlanması üzerine “eğiticinin eğitimi” etkinliğini gerçekleştirmek, üretici ve uygulayıcılar ile bir araya gelerek işbirliği içinde geleceğe yönelik ortak çalışmalar planlamak var.

2. Türkiye’de geosentetiklerin kullanım düzeyi dünya ile kıyaslandığında hangi noktada?

Geosentetikler, dünyada en çok Amerika ve Avrupa kıtasında yer alan gelişmiş ülkelerde kullanılmakta. Son yıllarda tüm dünyada alternatiflerine göre tasarım, maliyet, sürdürülebilirlik gibi parametreler bakımından kullanım alanlarında sağladığı avantajlardan dolayı geosentetiklere yönelimin hızla arttığını görüyoruz. Üretici firmaların sayısının artmasıyla nüfusun fazla olduğu uzakdoğu Asya ülkeleri ve Türkiye’de geosentetiklerin kullanım düzeyinde hızlı bir yükseliş dikkat çekiyor. Türkiye’de geosentetik kullanımının başta yol inşaatı, istinat duvarları ve katı atık depolama tesisleri olmak üzere birçok farklı uygulamada tercih edildiğini görüyoruz. Son yıllarda ülkemizde geosentetiklerle uygulama yapan firma sayısındaki artış dikkat çekmekte. Başta İstanbul Teknik olmak üzere uygulama dışında Ar-Ge’yi de kullanarak bilinçli şekilde geosentetik kullanımını gerçekleştirebilen ve aynı zamanda geosentetik üretimini de kendi başına yapabilen firmaların varlığı, ülkemizdeki geosentetik kullanımına önemli katkılar sağlayacaktır.

3. İklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve çevre duyarlılığı geosentetiklerin kullanım alanlarını nasıl şekillendiriyor?

Günümüzde karbon salınımını azaltıp küresel ısınmanın önüne geçebilecek çevre dostu inşaat malzemelerinin kullanılması önem arzetmekte. Özellikle nüfusun ve endüstriyel faaliyetlerin yoğun olduğu yerleşim merkezlerinde sürdürülebilirliğe katkı sunacak yenilikçi malzemelere dünyada eğilim artmakta. Bu bağlamda farklı uygulamalarda kullanılan klasik inşaat malzemelerine alternatif olan geosentetiklerin düşük karbon salınımlı olması ve bitkilendirme işlemine entegre şekilde kullanılabilmesi, gelecekte çevre dostu ve sürdürülebilir uygulamalarda geosentetiklerin daha çok tercih edileceğini göstermekte. Geosentetik ürünlerin, uygulamasına göre çeşitlilik göstermesi ve istenilen koşullar için geliştirilebilir ve değiştirilebilir olması, birçok soruna yenilikçi çözümler getirilebilmektedir. Bu nedenle Ar-ge faaliyetleri ile laboratuvar çalışmalarının geosentetik kullanımında ne denli önemli olduğunu görmekteyiz.

4. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’de geosentetiklerin hangi alanlarda daha fazla kullanılmasını bekliyorsunuz?
Ülkemizde birçok uygulamada kullanılan geosentetiklerin önümüzdeki yıllarda da güvenlik, maliyet ve sürdürülebilirlik avantajlarından dolayı gelen talep doğrultusunda daha fazla tercih edileceğini düşünmekteyim. Özellikle karayolu ve demiryolu inşaatları ile çevre kirliliğinin artışının getireceği sonuçlar doğrultusunda atık depolama tesislerinde çok daha fazla geosentetik malzeme kullanılacağını düşünüyorum.

5. Türkiye’de geosentetiklerin daha yaygın kullanılabilmesi için mevzuat, standartlar veya kamu politikaları açısından hangi adımların atılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Türkiye’de geosentetik kullanımı ile ilgili genel bir mevzuat bulunmamakta. Dünyada kullanılan şartnameler ve mevzuatlardan yararlanılarak geosentetik üretimi ve uygulamaları yapılmakta.

Geosentetiklere olan güvenin ve talebin artmasının özellikle tekniğine uygun şekilde geosentetik üretimi, tasarımı ve uygulamasına bağlı olduğunu düşünüyorum. Bunun için de yetkin bir mühendislik desteğine ihtiyaç olduğu kanısındayım. Ülkemizde geosentetiklerin daha yaygın kullanılabilmesi için akademisyen, üretici, uygulayıcı ve kamu kuruluşu yetkililerinin katkıda bulunabileceği bir mevzuatın hazırlanmasının gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca tekniğine uygun geosentetik kullanımı için yetkin mühendisler yetiştirilmeli, geosentetiklerin şartnamelere uygun deneylerinin yapılması için de daha fazla laboratuvar açılmalıdır.

6. Ülkemizde genç mühendislerin, mühendis adaylarının ve akademisyenlerin geosentetikler konusunda farkındalığı sizce nasıl ve artırmak için neler yapılabilir?

Bu farkındalık, bundan 5-10 yıl önceye göre daha fazla olsa da yeterli değil. Geosentetikler, üniversitelerin İnşaat Mühendisliği bölümlerinde ya hiç değinilmeyen ya da çok kısa bir konu anlatımıyla ele alınan bir malzeme durumunda. Aslında geosentetik, tıpkı beton veya çelik gibi birçok inşaat mühendisliği uygulamasında kullanılan bir malzeme olduğundan farkındalığı artırmak için üniversitelerin İnşaat Mühendisliği bölümlerinde müfredatlara geosentetik konusunun mutlaka eklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bir de IGS’in, akademisyenler arasında geosentetikler konusunda farkındalığı artırmak için uyguladığı “Educate the Educator” (Eğitmenlerin Eğitmi etkinliğinin önemli olduğunu kanısındayım. Bu etkinlik kapsamında üniversitelerdeki İnşaat Mühendisliği bölümlerinde ders veren öğretim üyeleri için kurslar düzenlenmekte. Biz de yakın zamanda Türkiye’de bu etkinliği yapmayı planlıyoruz.

7. Üniversite müfredatlarında geosentetiklere ayrılan yer sizce yeterli mi?

Bazı üniversiteler, geosentetikleri müfredatlarındaki derslere eklemiş durumda fakat Türkiye geneline baktığımızda bu oran, yeterli değil. İnşaat Mühendisliği bölümlerinde bazı zorunlu dersler içerisinde geosentetikler konusu mutlaka ele alınmalı; seçmeli ders kapsamında da tamamen geosentetikler ile ilgili dersler, müfredata eklenmeli diye düşünüyorum.

8. Sizce önümüzdeki 10 yıl içinde geosentetik teknolojilerinde en büyük yenilik ya da dönüşüm hangi alanda olacak?

Bence geosentetik teknolojilerinde en büyük dönüşüm, çevre duyarlılığı ve sürdürülebilirliğe yönelik malzeme üretimiyle gerçekleşecek. Çevre kirliliği, günümüzün en önemli sorunlarından biri. Gelecekte de çevre dostu yeşil teknolojiler ön planda yer alacaktır. Buna yönelik geosentetik üretimi için konusunda uzman,
teknolojik gelişmeleri izleyen üreticilere ihtiyaç olacaktır. Ayrıca farklı geosentetiklerin ve geosentetiklerle birlikte kullanılacak farklı çevre dostu malzemelerin kompozit geosentetik adı altında kullanımının artacağı kanısındayım.

9. Bu yıl gerçekleştirdiğiniz Onuncu Ulusal Geosentetikler Konferansı (G10) geride kaldı. Konferans sizce nasıl geçti?

G10 konferansında 25 adet bildiri ile 2 adet davetli konuşmacı sunum yaptı. Konferansa olan bildiri katılımı, önceki ulusal konferanslarımıza kıyasla oldukça yüksek bir seviyede oldu. Gelecek adına umut verici olan başka bir veri ise konferanstaki sunumların Türkiye’nin farklı bölgelerinden genç araştırmacılar tarafından yapılması ve bildiri katılımlarının, akademisyenlerin yanısıra uygulayıcı ile tasarımcılar tarafından da yapılmış olmasıdır. Bu veriler ışığında geosentetik ailemizin her geçen yıl büyüdüğünü varsayabiliriz. Konferansımızda “Geosentetiklerin Farklı Alanlarda Kullanımı ve Geleceği” konulu bir de panel düzenledik. Panelimize konuşmacı olarak katılan Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Demiryolları Genel Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü yetkilileri ile konusunda uzman akademisyenlerimiz sayesinde kamu kurumları ile yapılabilecek işbirlikleri değerlendirildi. Sonuç olarak 29-30 Mayıs 2025 tarihlerinde düzenlediğimiz Onuncu Ulusal Geosentetikler Konferansı, geosentetik camiamızda özlediğimiz sinerjiyi yakalamamızı sağlamış olup gelecek konferanslarımız için de bizlere umut vermiştir.

10. Dernek olarak önümüzdeki dönemde hayata geçirmeyi planladığınız yeni projeler veya etkinlikler var mı?
Önümüzdeki dönemde geosentetiklerin ülkemizde daha fazla tanınmasını, geosentetiklerle şartnamelere uygun şekilde üretim, tasarım ve uygulama yapılmasını sağlamak için farklı faaliyetler yapmayı hedefliyoruz. Yakın zamanda akademisyenlere yönelik “Educate the Educator” (Eğiticinin Eğitimi) etkinliğini gerçekleştirmeyi; Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği (ZMGM) Derneği ile birlikte geosentetiklerin geleceğine yönelik webinar düzenlenmeyi planlıyoruz. Geosentetik üreticisi ve uygulayıcısı firmalar ve kamu kuruluşlarıyla iletişimde bulunarak piyasaya yönelik çözümler üretmeyi ve daha fazla öğrencinin geosentetikleri tanıması için üniversitelerde seminerler düzenlemeyi hedefliyoruz. Uzun vadede ise 11. Ulusal Geosentetikler Konferansı’nı (G11) düzenledikten sonra Avrupa Geosentetikler Konferansı’na Türkiye olarak ev sahipliği yapmayı hedeflerimize ekledik.